Alin Tasciyan Star

Zeki Demirkubuz’un Nahit Sırrı Örik’in romanından uyarladığı Kıskanmak, olayı ve karakterleri kurgulaması ve roman tekniğini uygulaması açısından sağlam bir yapıt
Kıskanmak... Seniha’nın yüreğinde ilk beliren ve hemen her gün daha fazla gelişip büyüyen bu his olmuştu. Halit’le aralarında sekiz yaş vardı ve onu kıskanmadığı bir zamanı hiç bilmiyordu. Hayal meyal hatırladığı zamanlarda da herkes kendisinin kara kuru, Halit’in ise beyaz, sarı saçlı ve mavi gözlü olduklarına bakarak: ‘Bu kız bu oğlan olmalıydı’ demişler, hep ağabeyini okşamışlardı. Çirkinlerin sevilmemeye ve güzeller için daima feda edilmeye mahkum bulunduklarını Seniha pek küçük yaşından itibaren bilmiş, anlamıştı.”

Zeki Demirkubuz’un Nahit Sırrı Örik’in aynı adlı romanından oldukça serbest biçimde uyarladığı Kıskanmak gösterime girdi. Film, romandan çekip çıkarılmış olay örgüsü, oyunculukları, sanat ve görüntü yönetimlerinin başarısıyla düzeyli bir dönem filmi. Kadın karakterlere yaklaşımı tartışılan yönetmenin bu yapıta yaklaşımının, yazara oranla daha adilane olması dikkat çekici. İki Kıskanmak birçok yönden birbirinden ayrılıyor.

AĞABEYİNDEN İNTİKAM ALDI

İki yapıt da kısaca mühendis Halit’in, tayin olduğu Zonguldak’ta eşi Mükerrem’in dönemin bir playboy’u olan Nüzhet ile ilişkisini öğrenince delikanlıyı vurması, onu her daim kıskanmış olan kızkardeşinin de ağabeyine bu ilişkiyi haber veren kişi olmasına rağmen aleyhine tanıklık edip onu hapse düşürmesini anlatır.

Seniha her ikisinde de ana karakter. Filmde de romandan alıntıladığım ilk paragrafta özetlenen duygusu nedeniyle ağabeyinden aldığı intikam anlatılıyor. Ancak Seniha’nın özel yaşamına ve duygularına dair temel farklılıklar var. Romandaki Seniha ile filmdeki Seniha farklı kişilikler. Romandaki Seniha’nın kendini olduğundan çok daha fazla çirkin hissettiğinin, içindeki kıskançlık kaynaklı kötülüğün onu da davranışlarını da çirkinleştirdiğinin altı birçok kez çiziliyor. Oysa  filmdeki Seniha’nın esas meselesi ağabeyinin evinde sığıntı gibi yaşamak, ağabeyi tarafından mutluluk olanaklarından mahrum bırakılmak, güzelliğin iktidarı altında ezilmek; bu yüzden aldığı intikamın sonucunda tek elde ettiğinin özgürleşmek olduğunu da görebiliyoruz.

Romandan ise Seniha vaktiyle evlenmiş olsa bu olayların yaşanmayacağı sonucu çıkar! 1937’den 2009’a kadının sosyal statüsüne dair bir arpa boyu yol alınmıştır en azından! Ama bu kez de daha içsel bir “çirkinlik eşittir kötülük” denklemi kurulur. Örik’in gay olarak kadına bakışındaki şeytanileştirmeyle Demirkubuz’un günümüz Türk toplumu erkeği olarak kadına bakışında şeytanileştirme, çirkin ve aşksız femme fatale yaratma tarzı birbirinden çok farklıdır.

GARİP BİR HAYRANLIK

Sayfa adedi düşünüldüğünde Kıskanmak kısa bir roman sayılır. İki buçuk saatlik bir filmde tamamı anlatılabilirdi. Ancak Zeki Demirkubuz’un amacı bir Nahid Sırrı Örik romanını beyazperdeye yansıtmak değil besbelli, kendi sinemasının temel ögelerinden ‘kötülük’ün bir kaynağı olarak kıskançlık duygusunu irdelemek istemiş olsa gerek...

Pek çok insanda bir huy, bir kişilik özelliği olarak ortaya çıkan kıskançlık tam da Demirkubuz’un ilgilendiği gibi nedensiz bir duygu. Seniha misali çirkin değil dünya güzeli ve hayattan beklenebilecek pek çok şeye sahip de bulunsa insan kıskanç olabilir. Oysa Örik, “Çirkinlerin sevilmemeye ve güzeller için daima feda edilmeye mahkum bulunduklarını Seniha pek küçük yaşından itibaren bilmiş, anlamıştı” cümlesini kurarak Seniha’nın kıskançlığının nedenini vurgular. Yine bir başka bölümde Seniha’nın ağabeyini kıskanmanın yanı sıra ona hayran olduğunu da yazarak adı konmamış bir ensest aşk olasılığına değinir.

Seniha’nın davranışlarının birçok nedeni daha anlatılır romanda. Annesiyle yakın bir ilişki kuramayışı ve onun şefkatinden mahrum kalışı çok önemli yer tutar. İlk aşkı olan komşunun oğluyla evlenmesine izin verilmeyince, onunla ilk cinsel deneyimini yaşamış olan Seniha’nın durumu açıklamaktan utandığı için bir daha evlenmeyi göze alamayışı filmde yer almaz. Sadece Seniha’nın ağabeyinin şirketinde çalışan bir hademeyle eve bir servis yaptığında yaşadığı ani şehvet ilişkisinden başka bir şey söylemez bize Kıskanmak filmi. Bu umutsuz ilişki de sınıfsal yakışıksızlık nedeniyle ağabeyin bir manevrasıyla önlenince filmdeki Seniha’nın intikamı bambaşka bir niteliğe bürünür. Bu durumda Mükerrem’in, Seniha ve ailesinin bunca hayran olduğu Halit’ten daha güzel ve daha cazip bir delikanlı olan Nüzhet ile tutkulu aşkının Seniha’yı bir kat daha kıskandırmak yerine, ağabeyi aldatıldığı için memnun etmesinin nedeni anlaşılır.

Güzellik zaafı kötülük kaynağı

Romanda Seniha, Mükerrem’i de güzel bir kadın ve ağabeyinin sevgisine sahip biri olarak kıskanır ve aşağılar. Kendisinin ondan daha zeki, kültürlü ve zarif olduğunu, evi aslında onun çekip çevirdiğini vurguladığı sahneler filmde de yer alır, ama Zeki Demirkubuz bir planda Seniha’nın Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını okuduğunu okura göstermekten geri kalmaz.

Örik ise tuhaf biçimde anlatıcı olarak güzelliği nasıl kıskandığını adeta itiraf eder romanda! Mükerrem’in güzelliği sayesinde hem konumu ve geliri iyi bir adamın eşi olarak rahat bir hayat sürmesine hem de “sevdanın et ve sinir tarafına düşkün” oluşunun da tadını çıkarmasını ve Nüzhet’in olağandışı güzelliğiyle kadınlarla gönül eğlendirip sonunda onları aşağılayan, sonsuz aşkı annesinin dizlerine yatarak bulan Oidipus kompleksli şımarık bir delikanlı olmasını cezalandırır sanki! Halit, Nüzhet’i vurur. Filmin finalinde romanı okumamış olanların ancak tahmin edebileceği kısacık bir planda değinilir ama Mükerrem de pavyona düşer.

Halit, hapishaneden çıkar; kızkardeşinin onu yoksul ve aciz bırakma çabalarına onuruyla karşı durur. Seniha ise çirkindir. O çirkin olduğu için kötüdür, kıskançlık onu yiyip bitirmeye devam edecektir. Seniha’yı bu hale getiren esas çirkinlik ve kötülük kaynağı olan güzellik zaafı ve güzelliğin baskıcı iktidarı ise hiç sorgulanmadan iki yapıtta da insan psikolojisinin nedensiz yönlerinden biri olarak bırakılır.