Samimi Beklentliler

Önümüzdeki sezon gösterime girecek yerli filmler arasında en çok merak ettiğim tabii ki, herkes gibi, Zeki Demirkubuz’un Nahit Sırrı Örik uyarlaması ‘Kıskanmak’...  Son derece bize ait mutluluk arayışı (ve bulamayışı) hikâyelerinin ustası Demirkubuz’un, Nahit Sırrı’nın yazıldığı, zamanın ötesinde bir derinliğe sahip ‘kötülük hikâyesi’nde kendi temalarına değen neler bulacağını gerçekten merak ediyorum. Aynı zamanda ‘Kıskanmak’ın son zamanlarda asgari ve derme çatma dekor-kostüm’le yetinen ‘vintage’ tipi dönem sinemamız için de yeni bir teklif olacağını umuyorum gizliden gizliye. Ve tabii Demirkubuz’un dönemden anladığı şeyin bir şekilde bugünle ilgili olacağına dair bir duygu da beslemek istiyorum. Çok fazla duygu, dilek ve beklenti oldu ama itiraf edelim ki Demirkubuz, sinemamızda dilek ve beklenti ‘kaldıran’ az sayıda yönetmenden biri. 

Kitabın hayranlarının bildiği gibi, Seniha’nın çok kuvvetle dile getirilmiş hıncında ve mutsuzluğunda bugün de hala üstesinden gelemediğimiz duygusal ve toplumsal çıkışsızlıkların izleri var; bu bakımdan, ‘Kıskanmak’ın kendine özgü, yeraltından notlar tipi bir ‘içerlek melodram’ın ustası Demirkubuz’un eline düşmesi büyük şans. Bunu demişken ,Türk sinemasının yeni dönem filmlerinde genelde de bir içerlek melodram havasının ağır bastığını gözlemlemek mümkün. Bu filmlerin hepimizin hissettiği daha geniş sıkıntıların köklerini doğru bir yaklaşımla ‘içeride’ aramaya yönelecekleri umulabilir. Bu tarz melodram, nispeten ‘panoramik’ hikâyelerin anlatamadığını daha yoğun biçimde anlatabilir; iyi tasarlandığında. Pelin Esmer’in ‘11’e 10 Kala’sı bunu belgeseli ve kurgusalı karıştırarak yapmayı deniyor mesela. Cumhuriyet’le özdeşleştirdiğimiz bir çeşit kent kültürünün temsilcileriyle bu kültürle ilişkisi onlardan farklı olanları bir apartmanda ve ‘biriktirme’ tutkusunda bir araya getiriyor ve buradan neler çıktığına bakıyor...  

Fatih Özgüven. Radikal. 3 Eylül 2009.

“Samimi Beklentiler” başlıklı yazıdan kısaltılarak alınmıştır.