Masumiyet Bu filmin adı, eski bir mahkum olan baş karakteri Yusuf’a, disfonksiyonel bir ailenin sağır ve dilsiz kızı Çilem’e ve/veya film dünyasında hayatta kalamayacak kadar kırılgan olan masumiyet halinin kendisine gönderme yapıyor olabilir. CBlok’ta olduğu gibi, bu anlatıdan hiç kimse yara almadan kurtulamaz. Gene de, anlatıdaki dünya, umudun ve bencil olmayan aşkın hayatta kalabildiği bir dünyadır. Filmin başında Yusuf on yıllık bir mahkumiyetten sonra hapishaneden çıkar. Ailesinden geride kalan insanlar kıskançlık ve sarhoşluk öfkesi içinde yaşadıkları için bir otele sığınmak zorunda kalır. Orada bir başka yaralı aileyle tanışır: Bekir, Uğur ve Uğur’un kızı Çilem. Çilem’in annesi ve Bekir’in birbirlerinden kopma süreci içinde Yusuf, Çilem’in velisi olur. Demirkubuz açısından bu öyküde çok daha fazla şey vardır. Bunlardan bir tanesi, Uğur’u ve Bekir’i ararken Yusuf’un (daha sonra Çilem’in eşlik edeceği) tek başına ve dalgın dolaşmalarıdır. Bir noktada Yusuf ve Çilem, Charlie Chaplin’le The Kid filminde vasisi olduğu çocuğu gösteren bir afişin önünden geçerler. Yusuf afişe bakmak için durduğunda dikkatimizi afişe yöneltmiş olur. Chaplin’e yapılan bu gönderme sadece iğneleyici bir saygı ifadesi olmayıp izlemekte olduğumuz filmin yapmayı umduğu şeyi de tanımlar. Yusuf’un arayışı umutsuz umudun anlamsız dünyasına aittir. Anlamsızdır çünkü Çilem’in annesinin kendini yok etme eğilimine zıt düşen bir arayıştır ve Yusuf’un kendi ailesi de dahil olmak üzere bir çok yaşamı paramparça etmiş bir deprem felaketine rağmen azimle devam etmektedir. Masumiyet, Demirkubuz’un damgası olan metaforik imgelerin ilk kez görülmeye başladığı filmdir. Filmin başlangıcında Yusuf hapishane müdüründen kendisini hapishanede, dış dünyanın sert gerçekliklerinden uzakta tutmasını ister. Müdür bu ricayı elbette kabul etmez ama Yusuf’a neden çıkması gerektiğini açıklarken dikkatlice ve sıkı sıkı kapatılmış olan büro kapısı kendiliğinden açılır. Filmin ilerleyen dakikalarında polis Çilem’in annesini sorguya çekerken resmi görevlinin kapısı da birden bire açılır. Sanki otorite ağı güven verici bir biçimde bir arada tutulamamaktadır. Bir açık kapı daha vardır. Uğur’un sevgilisi Zagor’un hapishaneden kaçması filmin doruğa ulaşacağı sahneleri başlatır. Filmin sonunda Demirkubuz, Chaplin tarafından da kullanılabilecek yazılı bir sonsözü Samuel Beckett’ten aktarır: Hep denedin Hep yenildin Olsun Gene dene Gene yenil Daha iyi yenil. Robert A. Haller. Five Films by Zeki Demirkubuz. 2003. İngilizce’den çevrilmiştir.