Zeki Demirkubuz Sineması …Masumiyet (1997): Yusuf hapisten çıkacağı gün, kimsesi olmadığını ileri sürerek hapiste kalmak istediğini dilekçeyle müdüre iletir, ama bu isteğin kabul edilmesi mümkün değildir. Henüz ilk sahnede hapishane müdürünün kapısı kendiliğinden açılır, kapı bozuktur, müdür kapıyı kapatır. Yusuf’un, Orhan adında bir arkadaşı dışında, yıllar önce yaraladığı bir de dilsiz ablası vardır. Hapishaneden İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan Yusuf, konakladığı başka bir kentte Bekir-Uğur çiftiyle tanışır. Şarkıcı ve fahişe olan Uğur’un Çilem adında dilsiz bir kızı vardır. Bekir, Uğur’a ve Çilem’e kol kanat gererken zamanla, onun aslında Uğur’a deli gibi âşık olduğunu, bu aşkın karşılıksız kaldığını öğreniriz. Çünkü Uğur’un hapiste Zagor adında bir sevgilisi vardır ve Zagor hapishane değiştirdikçe Uğur da onun peşinden gitmektedir. Dolayısıyla Bekir de Uğur’un peşinden gider. Bekir bir gece imkânsız aşkının ağırlığına dayanamayarak intihar eder. Bekir’in ölümünden sonra bu çiftle aynı otelde kalan Yusuf da tıpkı Bekir gibi Uğur’u korumaya başlar ve bu arada ona âşık olur. Yusuf Bekir’in yerini doldurur. Uğur sevgilisiyle kaçınca Yusuf, küçük kızı annesine götürmek için yola düşer yine. Yolda yemek yedikleri bir yerde televizyondan haberleri izleriz Çilem’le birlikte. Haberlerde çatışma sonucu Uğur’un ve Zagor’un öldüğü anlaşılır, fakat haberi Yusuf tesadüfen görmez. Uğur’a ulaşamayınca Çilem’le birlikte İstanbul’a, arkadaşı Orhan’ın babasının evine gider. Ancak Orhan ölmüştür. Seyirciye daha önce Uğur’un sevgilisi (ve birlikte kaçtığı) Zagor’un fotoğrafını gösteren yönetmen, filmin sonunda Orhan’ın fotoğrafını gösterir. Seyirci, Zagor’un ve Orhan’ın aynı kişi olduğunu anlar, film bitmiştir ama Yusuf kenarından kıyısından ulaşabileceği bu bilgiye tesadüfen ulaşamamıştır. Film ‘masumiyet’le suçsuz olduğu halde yaralanmış sessiz ablayı, baba şiddetine maruz kalmış küçük dilsiz kızı ve hiçbir şeyin farkına varamayan (seyircinin gerisinde kalan) Yusuf’u işaret etmektedir. Aslında ister fahişe (Uğur), ister pezevenk (Bekir), isterse katil olsun (Yusuf), ‘âşık olan’ da masumiyeti taşır. Ancak aşklar birbirine teğet geçer, olanaksızdır. Uğur Zagor’u, Bekir Uğur’u, Bekir öldükten sonra da Yusuf Uğur’u sever, ama her aşk bir ölümle sonuçlanır. Filmde karakterler genellikle hiçbir şey yapmadan Türk filmleri izler. Yusuf otele girerken koltuğa gömülmüş küçük kızı / Çilem’i kamera göstermez, onu görebilmek için öne geçmek gerekecektir. Bu yüzden kapıdan bakarak gösterilen çerçevede boş koltuklar ve televizyonda bir Türk filmi vardır, film sanki izleyicisini bekler. Sonraki sahnelerde, başka bir otelde koltuklara C Blok’u izleyen seyirciler ve yönetmen Demirkubuz oturur. Çilem’in hastalanması, Yusuf’un ve otelcinin yardımseverliğini / merhametini açığa çıkarır. Cezaevinde, otelde, karakolda her yerde durup dururken kapılar açılır, bu motif diğer filmlerde de kullanılacaktır. C Blok’da bir yerde türkü kullanan yönetmen, Masumiyet’te farklı bir türkü kullanır. Ana karakterlerden birisini (Bekir) erkenden öldüren yönetmen, geleneksel film stratejilerinin dışında davranır. Filmin kapanış jeneriğinde yazılan Beckett’in “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Gene dene. Gene yenil. Daha iyi yenil” sözleri bütün karakterler için söylenmiş gibidir. Aşkına karşılık alamayan Bekir intihar eder. Uğur sevgilisi Zagor / Orhan’la kaçar ama her ikisi de vurulur. Ayakta kalan iki kişi Yusuf ile dilsiz Çilem’dir. (Türkçede ‘çilem’ acım, eziyetim anlamına gelir). Daha önce Uğur’un odasındaki fotoğrafı göremeyen Yusuf, bir saniye farkla televizyondaki haberleri de kaçırdığı için arkadaşı Orhan’ın aslında Uğur’un sevgilisi olduğunu anlayamaz. Dolayısıyla melodram özellikleri olarak sayılan tesadüflerin, tekrarların ve aşırılıkların bizi bir Yeşilçam filmine götürmesi beklenirken, malzemenin işlenme biçiminden çağdaş bir film ortaya çıkar… S. Ruken Öztürk. Biyografya 6. Türk Sinemasında Yönetmenler içinde. İstanbul: Bağlam. 2006. Kısaltılarak alınmıştır.