Zeki Demirkubuz

Zeki Demirkubuz'un günlüğü

-560 metrede aşk; BeşiktAŞK

Melodika – “Sessizliğe ses diyen bir adamım”

Melodika dergisinden Çiğdem Ezilmez’in hazırladığı Zeki Demirkubuz röportajının PDF baskısını görüntülemek için buraya tıklayın

Zeki Demirkubuz Filmleri DVD Box Set çıktı!

Zeki Demirkubuz’un 7 filminden oluşan Zeki Demirkubuz Filmleri DVD Box Set çıktı! Tüm satış noktalarında bulabilirsiniz!
read more »

The New Yorker – Life among Istanbul’s soccer fanatics

7 Mart 2011 tarihli The New Yorker dergisinde Elif Batuman’ın hazırladığı “Letter from Turkey – THE VIEW F ROM THE STANDS – Life among Istanbul’s soccer fanatics.” başlıklı yazının PDF baskısını görüntülemek için buraya tıklayın.

Futbolun filmini yapsam, adı “hayat” olurdu…

Bu toprakların yetiştirdiği en değerli yönetmenlerden biri, kendini öyle nitelendirmese bile… C Blok’la başladığı serüvenini sırasıyla Masumiyet, Üçüncü Sayfa, İtiraf, Yazgı, Bekleme Odası ve Kader’le devam ettirdi. İnsanı, salt insan doğasını tüm veçheleriyle ortaya koymasıyla kendine ait bambaşka bir sinema dili oluşturdu. Bilenler, tanıyanlar için ise çok iyi bir Beşiktaş taraftarı. Beşiktaş’ın maçlarını kendine ait locasından değil kendini ait hissettiği Kapalı’dan seyrediyor. Beşiktaş’a, futbola ve sinemaya ait tüm merak ettiklerimize sineması gibi sahici bir dille cevap verirken ekliyor: “Bütün suçlarına, günahlarına, kabahatlerine rağmen bence futbol olgusundaki en masum kitle hâlâ taraftarlardır.”
read more »

Che ya da Feyyaz

Yıllar önceydi. Bir akşam uzun zamandır görmediğim annemleri ziyarete gittim. Gece, o zaman 12 yaşlarında falan olan kardeşimin odasını paylaştık. Yerimi yadırgadığım için sabah ezanında uyanmışım. Evdekileri uyandırmamak için kalkamadım tabii ve yatağımda, sessizlik içinde beklemeye başladım…
read more »

Mehdi

İstanbul otogarı viyadüklerin çevrelediği bir örümcek ağıdır. Ağlarına yalnız bahtsızlar takılır. Parası olmayanların kaderleri değişmesede yerlerinin değiştiği bir başlangıç, ya da sondur burası. Hele öğlen kalkan ya da öğlen ulaşan otobüslerin yolcusuysanız, bu hayata sarılma direncinizin ilk test yeri yine bu otogardır.

Öğlen ezanı okunuyordu. Nisan’dı ama hâlâ kaşkollara sarılmış insanlar, ciğerlerinden çıkan havayı kaşkolun içine üfleyerek ısınmaya çalışıyorlardı. Artvin’e gidecek otobüs yolcuları sigaralarından son bir fırt çekip, otobüsün basamaklarını çıkıyorlardı. Muavin bagaj kapaklarını kapattı, peron görevlisi içerideki yolcuları sayıp, kafasını arka kapıdan uzatıp bağırdı.
read more »

© 2011 - Zeki Demirkubuz

tasarım, programlama, barındırma