Zeki Demirkubuz Sineması

...C Blok (1994): Alp Zeki Heper’e adadığı ilk filmini çekme isteğini yönetmen, büyük, insansız bloklardan alır. Otoyoldan bir mekâna giderken gördüğü bloklar, ona “bir film duygusunu” sezdirmiştir. Elinde ayrıntılı bir senaryo bulunmamasına karşın kısa bir süre sezgisinin yol göstericiliğine güvenir. Film, bir burjuva çifti olan Tülay-Selim ile alt sınıftan hizmetçi Aslı ve kapıcı Halet arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerdeki doyumsuzluğu, bir iç sıkışmasını anlatır. Tülay kapıcıyla, Selim de hizmetçiyle ilişkiye girer. Özellikle Tülay karakterinin sıkıntısını ve yalnızlık hissini anlatmak için insansız, büyük blokların kullanılması, Antonioni’nin L’eclisse / Günbatımı (1962) filminin atmosferini çağrıştırır. Yönetmenin diğer filmlerine oranla en yoruma açık ve soyut çalışması budur. Bildiğimiz anlamda bir öykü yoktur, ama filmde yoğun bir kıstırılmışlık havası duyumsanır. Zaten filmin adı da doğrudan bu kuşatılmışlığa, sıkışmışlık duygusuna gönderme yapar. “C”, yalnızca masum ve tarafsız bir harf değil, aynı zamanda bloklara, bölüklere, binalara ve koğuşlara adını veren diğer harfler gibi hastanelerin, hapishanelerin, okulların ve binaların, kısacası üzerimize kapanan tüm bu ideolojik aygıtların birey üzerindeki egemenliğine gönderme yaparak, bunaltan boğucu bir duyguya da eşlik eder.

C Blok’ta Tülay’ın varoşlardan geldiğini, filmin başında Aslı’nın hizmetçi olduğunu anlamayız (her bir bilgi, sürpriz olarak karşımıza çıkar). Filmdeki en edilgen karakter olan Halet, filmin sonunda akıl hastanesine düşecektir. Bunun nedeni de dolaylı olarak Tülay’dır. C Blok’ta müziğin azlığı, araba sileceğinin sesi, ayak sesleri ya da televizyonun sesi gibi sesler ve İstanbul’un gri tonlardaki soğukluğu ve insansızlığı bizi modern zamanların yalnızlığına ve bunun yarattığı endişe duygusuna götürür…

S. Ruken Öztürk. Biyografya 6. Türk Sinemasında Yönetmenler içinde. İstanbul: Bağlam. 2006.

Kısaltılarak alınmıştır.