Masumiyet Toplum, en beklenmedik yerlerde aşkı arayan üç marjinal karaktere (Bekir, Uğur ve Yusuf) sırtını dönmüştür. Yönetmen Zeki Demirkubuz, belirgin biçimde yerel olan bir öyküyü alıp yitirme, fedakarlık ve yenilgi üzerine evrensel temalara dönüştürürken ses getiriyor. Filmde sinema severlerin asla unutmayacağı bir sahne var:Orta yaşlı Bekir’in, yanında oturan genç Yusuf’a aktardığı uzun ve içten monolog. Bekir, bu monologda hayatının aşkı olan Uğur’la nasıl tanıştığını, Uğur’un başka bir erkeğe aşık olduğunu ve yirmi yıl sonra Uğur’un peşinden o kentten bu kente giderken karşılıksız aşkının kendisine hâlâ nasıl ızdırap çektirdiğini anlatır. Bu an, Zeki Demirkubuz’un başyapıtının Türk sineması kültüründe 1960lardan beri var olmuş olan melodram janrını tamamen yeniden tanımladığı andır. Harap otellerin dökülen duvarlarının, tekin olmayan barların ve unutulmuş kentlerin oluşturduğu mekanlarda geçen öykü, aşklarının mahkumu olan üç toplum dışı karakterin güçlü anlatısıdır. Bu karakterlerin biri fahişe, ikincisi onun pezevengi ve fedaisi, üçüncüsü de bu ateş çemberine yakalanmış genç ve saf bir adamdır. Yaşamlarının ızdırabı hiç sahip olmadıkları şeylere tutunmaya çalıştıkça daha da derinleşir. Ve elbette televizyon onları hiç yalnız bırakmaz; yayınlananlar tıpkı eski Türk melodramlarında olduğu gibi umutsuzluklarının ve günahlarının bağışlanması arayışlarının bir yansımasıdır. Demirkubuz, dokuz yıl sonra bu karakterlerin gençlik yıllarında gelişen olayların anlatıldığı, kayda değer bir film olan (ve Bekir’in Masumiyet’te Yusuf’u kaçınması için uyardığı) Kader’i çekti. E.Y. Rotterdam Film Festivali. www.filmfestivalrotterdam.com. 27 Ocak-7 Şubat 2010. İngilizce’den çevrilmiştir.