Yazgı / İtiraf

Yazgı / İtiraf (Cannes Film Festivali -- Un Certain Regard (İki film): Türkiye / Türkiye)

“Karanlık Hakkında Öyküler” üçlemesinin ilk iki filmi olan “Yazgı” ve “İtiraf”ta Türk yazar-yönetmen Zeki Demirkubuz sanatsal olanla erişilebilir olanın arasındaki dengeyi  nihayet kurmuş. Neredeyse skeç uslubuyla sunulan, insanın zayıflığı ve bağışlayıcılık üzerine bu ikili gözlem, Demirkubuz’un adı henüz Bergman/Kieslowski ağırlığını taşımadığı için ticari olarak büyük bir etki yapmayacak olsa bile, 38 yaşındaki yönetmeni nihayet başarılı yönetmenler arasına sokuyor.

İki film de İstanbul Film Festivali’nin ulusal yarışma bölümünde en iyi yönetmen ödülünü kazanırken, FIPRESCI (Uluslararası Eleştirmenler Derneği) ödüllerini de aldı. Her iki film de Cannes’ın Un Certain Regard bölümünde gösterilecek. Festival böylece tarihinde ilk defa bir yönetmenin iki uzun filmini göstermiş olacak.

 “Yazgı”nın Albert Camus’nün “Yabancı” adlı varoluşçu klasiğinden ilham aldığı belirtilse de, Demirkubuz’un bir gümrük bürosunda çalışan ve yaşlı annesiyle yaşayan Musa Demircan’ın (Serdar Orçin) öyküsünü anlatışındaki zaman zaman şakacı, muzip mizahi yaklaşımda Fransız romancının aşırı tefekkürünün izlerini bulmak zor.

Annesi bir gece yatağında öldüğü zaman bile Musa’nın düzenli dünyası olduğu gibi devam eder. Bir gece bir sinemanın önünde tesadüfen patronunun sekreteri Sinem’le (Zeynep Tokuş) karşılaşan Musa dalgın bir biçimde onunla bir ilişki başlatır, hatta evlenmeye razı olur. Ancak kadının, patronuyla ilişkisi vardır. Patronun eşi ve ailesi cinayete kurban olunca Musa itham altında kalır.

Dram ve kara mizah arasında bir yere konumlandırılmış olan film, başrol oyuncularının performanslarından çok yararlanıyor. Orçin ve Tokuş, sakin memurla kocasını seven ancak aldatan kadın rollerinde çok başarılılar. Musa ve onun neden kızgınlık duymadığını bir türlü anlayamayan hapishane yöneticisi arasında filmin sonlarına doğru yer alan uzun konuşmada kara mizahın izleri varsa da bu sahne yararlı olabileceği süreyi aşıyor ve filmin temposunu aniden durduruyor.

“Yazgı”nın insanın zayıflıklarını kabul eden ve her şeye rağmen devam etmenin gerekliliğini içeren sürpriz finali, evlilikte sadakatsizlik konusunu ele alan, daha az ironik ve daha başarılı bir film olan “İtiraf”ınkiyle tıpa tıp aynıdır. Diğeri kadar tek temalı olmayan, daha sık örülmüş film, başrol oyuncularının mükemmel oyunlarından da yararlanıyor.

İstanbul’da bir iş seyahatindeyken eşi Nilgün (Başak Köklükaya) tarafndan iki kez telefonla aranan Harun (Taner Birsel), ani bir kararla Ankara’daki evine dönmeye karar verir ve Nilgün’ün bir başka erkekle ilişkisi olduğunu öğrenir. Bütün yakarmalarına rağmen, Nilgün, kendisine kötü davranan Harun’u terk eder. İkisi de daha büyük acıları ve zaman içinde iyileşmeyi beraberinde getirecek olan uzun yolculuklarına başlarlar. Yollarının ileride tekrar kesişip kesişmeyeceği belirsizdir.

Öncelikle bir muamma, daha sonra evlilik içinde uyuşmazlık ve nihayet yeni bir başlangıç filmi olarak konumlandırılan “İtiraf”, aldatıcı basitliğinin altındaki katmanları ortaya çıkartır. “Masumiyet” ve “Üçüncü Sayfa” gibi daha eski filmerdeki karamsarlığın ve iğneleyiciliğin yerine, insan ilişkilerine daha olgun, daha iyimser bir bakışı içeren “İtiraf”, şüphesiz, Demirkubuz’un bugüne kadar yaptığı en iyi film 

Tıpkı “Yazgı” gibi “İtiraf” da sınırlı kaynak kullanımına rağmen yoksunluk izlenimi yaratmıyor; çok görevli yönetmenin kamera çalışması da gayet iyi. Arka arkaya çekilmiş iki film atmosfer yaratmak amacıyla Mahler’in Birinci Senfonisi’nin “doğa” girişinden kısa  parçalar kullanıyor. Üçlemenin son filminin Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sından esinlenen bir film olacağı söyleniyor.

Derek Elley. Variety. 7 Mayıs 2002. 

İngilizce’den çevrilmiştir.