Un Certain Regard

Zeki Demirkubuz zinayı inceliyor

İtiraf çok soğuk

İşte her şeyiyle mükemmel bir film: Özenli bir senaryo, iyi yazılmış diyaloglar, kusursuz teknik, iyi oyuncular (Taner Birsel ve Başak Köklükaya). Bütün bunlar bir çiftin yaşamında sıradan bir dramı betimlemeyi üstlenmiş. Zengin bir mühendis olan Harun’la karısı Nilgün ciddi bir kriz yaşamaktadırlar: Nilgün kocasını aldatmakta, kocası da onun bunu itiraf etmesini istemektedir (filmin adı bu nedenle “İtiraf”).
 
Soğuk kamera, evliliğin bazı yaralarının ve tabii evlilik mevcutsa, onun boş tekdüzeliğinin kesilip açılarak incelenmesi konusunda ders veriyor. Zeki Demirkubuz, Ankara’da bir Strindberg gibi, dört filmden sonra kendine özgü yoluna devam ediyor. Fakat nasıl oluyor da bu kadar özellik bizi buz gibi olmuş, üşümüş bırakıyor? Bir Bergman filmi hakkında bir zamanlar söylenmiş “muhteşem ancak rahatsız edici” sözlerini tekrarlamaya baş vurmadan söylenebilecek şey filmde bir miktar ilham bulunduğudur. Adil olmak gerekirse, muhteşemin asla rahatsız edici olmayacağı bilinir.

İtici olabilen bir mesafe yaratan filmin sorunu, bilinen ve ana hatları iyice çizilmiş olan bu türde (psikolojik dram), yönetmenin her şeyi (çok?) iyi yapma isteği. Bu itina, filmde neler olup biteceğinin tahmin edilebileceği bir noktaya geliyor. Böylece erkek, karısı  eve geç geldiğinde yatakta dönüp uyuyormuş gibi yaptığında, bir kaç sahne sonra ayın sahnenin bu kez kadın tarafından tekrarlanacağını düşünüyoruz. Ve öyle oluyor.

Konuşmalarla sessizlikler arasında zorunlu bır denge noktasında ustaca yapılmış bölünmeler için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ankara’yla ilgili bazı bölümlerin filmdeki depresyonun yalnızca psikolojik olduğunu ifade etmek için uygun olup olmadığı pek kesin değil. İtiraf, fazla iyi yapılmış bir film. 

Gerard Lefort. 2002.

Fransızca’dan çevrilmiştir