"Yazgı" ve "İtiraf": Duygusal yabancılaşmanın ardından Türkiye

Zeki Demirkubuz’un iki filmi yazgı burcunun altında

Bir yönetmenin iki filminin birden Cannes tarafından seçilmesi oldukça nadir. 1999 yılında Masumiyet filmiyle Fransa’da tanınmış Türk yönetmen Zeki Demirkubuz’un aynı yıl içinde yapılan Yazgı ve İtiraf adlı filmleri bir üçlemenin ilk iki bölümü. Albert Camus’nün Yabancı adlı romanından esinlenen Yazgı, kendini dünyadan sürgün etmiş, kendi kaderi dahil olmak üzere her şeye kayıtsız görünen bir kahramanı izler. Tek başına ve suskun bir genç olan Musa’nın yaşamdan el çekişi, insanlık nosyonunun kendisine bir tür felsefi meydan okuyuş gibi görünmektedir. Gümrük memuru Musa, birlikte yaşadığı annesinin ölümünü memnuniyetle olmasa bile kayıtsızlıkla karşılar. Ondan sonra patronunun metresi olmaktan sıkılmış çalışma arkadaşıyla evlenir. Patron, karısını ve çocuklarını öldürdükten sonra Musa (o gün patronunun talimatı üzerine cinayet yerindedir) bu cinayetlerle itham edilir ve işlemediği bu suçu üstlenir. Musa’nın, gerçekçi olması gereken ortam açısından sinematografik bir sorun oluşturan değişmez pasifliği İtiraf’taki çiftin yakasını bırakmayan amansız suçluluk duygusunu yansıtır. Harun, daha sonra evlendiği karısı Nilgün’le en yakın arkadaşının sevgilisiyken ilişki kurmuş, arkadaşı intihar etmiştir. Film, Antonioni’nin izinden giderek, evliliği harap eden kalp kırıklığı ile uzlaşma, tapınma ile aşağılama arasındaki tanımlanamaz mesafeyi ölçmeye çalışır.

İki film de absürdlükle kaderciliğin himayesi altında olup çatışan taleplerin böldüğü bir toplumda, cinsler arasındaki duygusal yabancılaşmayı ve anlaşmazlıkları irdeler. Demirkubuz, bundan böyle yakından izlenmesi gereken bir yetenek.Bu duruma,  sahnelenişlerinin doğruluğu ve öykülerin temel öğelere indirilmiş sadeliği yoluyla filmleri tanıklık ediyor.

Jacques Mandelbaum. Le Monde. 26 Mayıs 2002.

Fransızca’dan çevrilmiştir.