'Aldattım' de, kurtul!

Başak Köklükaya ve Taner Birsel'in 'yaşar gibi' oynadıkları 'İtiraf', Zeki Demirkubuz'un oyuncu yönetimindeki başarısını da bir kez daha gözler önüne seriyor.
Her filmiyle bir adım daha ileri giden Zeki Demirkubuz, Cannes Film Festivali'nde gösterilecek filmi 'İtiraf'la aldatılmışlığın acısını yüreğimizin orta yerine hapsediyor. 

Aşk, insanın ayaklarını yerden kesip uçurduğu gibi, aynı zamanda da alabildiğine 'zahmetli' ve riskli bir duygu... Mide krampları, sağlıklı karar verememe, vücut fonksiyonlarının 'farklı' biçimde çalışması gibi yan etkileriyle başa çıkmak bir yana; kuşku, kıskançlık, güvensizlik, ikilemlere düşmek, fazlasıyla hassas olmak gibi duyguları da peşi sıra tetikliyor aşk. Acı çekmek, hatta acı çekmeyi istemek de aşkla birlikte yüreğimize konuk olan duygular arasında dikenlerini gösteriyor. Ve böylesi handikaplarla yaşamımızı altüst eden bu kavramın uzağında durmaksa, ne yazık ki (ya da iyi ki) mümkün olamıyor.

İki gün önce biten 21. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde en iyi yönetmen, FIPRESCI ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini kazanan Zeki Demirkubuz filmi 'İtiraf', sözünü ettiğimiz aşkın yan etkilerini beynimize kazıyan yapısıyla son zamanlarda izlediğimiz en 'gerçekçi' filmlerden biri.

Beni aldattığını biliyorum! 
Başarılı bir mühendis olan Harun (Taner Birsel) ve güzel karısı Nilgün'ün (Başak Köklükaya) canımızı yakan 'aşk üzerine söylenmemiş her şey' öyküsünü anlatır film. Karısının kendisini aldattığını 'tespit eden' Harun, ondan itiraf etmesini ister. Önceleri 'yumuşak huylu' bir yöntemle karısını konuşturma çabası içine giren genç adam, Nilgün'ün ısrarlı reddedişleri karşısında sertleşir ve itirafı zor kullanarak almaya çalışır. Onu çok seven ve bir çıkış noktası arayan Harun, giderek yüreğini delik deşik eden aldatılmışlık duygusunu bu itirafla sindirebileceğini düşünmektedir. Çiftin geçmişten gelen bir de günahları vardır; Nilgün, Harun'un yıllar önce intihar eden en yakın arkadaşının (Zeki Demirkubuz'un fotoğrafı) karısıdır. Bir zamanlar arkadaşının içine düştüğü durumu, Harun şimdi fazla fazla yaşamaktadır.

Duyguların alabildiğine keskinleştiği, sıradan gibi görünen ilişkilerin 'bıçak sırtı' yüzlerinin ışıdığı, dosdoğru gittiğini sandığımız çizgilerin belirginsizleştiği bir film 'İtiraf'. Metin Erksan'ın 'Sevmek Zamanı'ndan bu yana, aşkın trajedisini bu denli yoğun, tutkulu ve gerçek duygularla yansıtan bir filmin çekilmediğini de belirtelim bu arada. 
Alnınızdan süzülen terlerin gözlerinizi yaktığı bir günde, 'ölümlerden ölüm beğen' tadında sevdiğiniz kadının, başka bir erkekle aynı yatakta olduğu düşüncesine katlanmak zorunda olmanızın filmi 'İtiraf', üstelik yıllarınızı onu severek geçirdiğiniz 'masumiyet'in arzu nesnesi'ne dönüşmesini çaresizlikle izleyerek...

Aldatma ve aldatılma, kıskanma ve kıskanılma, sevme ve sevilme, ağlatma ve ağlatılma, nefret etme ve nefret edilme gibi birbirine taban tabana zıt ama birbirini tamamlayan duygu ve eylemlerin filmi 'İtiraf'. Yaşadığınızı hissettiren her türlü duygunun baş müsebbihi aşk, aldatılmışlığın getirdiği hırçınlığın ve peşi sıra şiddetin de tetikleyicisi aynı zamanda.

Hayatın bir yanında duran iş, para, yemek ve eğlence; diğer yanını tutan arkadaşlık, dostluk, aile ve öte dünya kavramlarının içinde ama çok uzağında bir yerlerde mevzilenmiş olan aşk, tüm bunları ve tabii ki bizi yöneten yegâne kavram. Yönetirken çoğu zaman acımasızlığı seçen, yüreğimizi kimi zaman dört duvar arasına hapseden, bölüp parçalayan bu duygu, neden bu kadar güçlü ve neden bu kadar 'tanımlar üstü'? İşte tam da bu noktada duran bir film 'itiraf'; sorulara cevap vermekten çok, hayata dair tespitler yapan ve aşkın 'gerginliğini' yansıtan...

Yaşanmış olduğu apaçık 
Taner Birsel ve Başak Köklükaya'nın yaşar gibi oynadıkları film, Demirkubuz'un yaşanmış olduğu apaçık metinlerinden yansıyan bir manifesto adeta. Türkiye'deki oyuncu yönetiminin ulaştığı son nokta diye tanımlayabileceğimiz Demirkubuz tarzı, bu kez daha derinlere iniyor ve 'İtiraf'la evimizin içine kadar konuk oluyor. Yönetmenin Ankara'yı ilk kez mekân olarak seçtiği yapım, sade ama özenli mekân çalışmasıyla da yetkin bir görünüm sunuyor.

İstanbul Film Festivali FIPRESCI Jürisi'nin de 'canını yakan' son Demirkubuz filmi, eminiz ki 'Belirli Bir Bakış' bölümüne seçildiği Cannes'da da bu etkiye ulaşacak ve izleyenlerin hayatlarını yeniden gözden geçirmesine neden olacak; tıpkı bizler gibi...

Murat Özer. Radikal. 30 Nisan 2002.